
İstanbul’da Boğaz kıyısındaki bir çay bahçesinde, İzmir Kemeraltı’nda bir handa veya Anadolu’nun herhangi bir kıraathanesinde oturduğunuzda kulağınıza ilk çarpan ses, bardak şıngırtısıyla yarışan o tok ahşap vuruşudur. Pulların cilalı tahtaya sertçe inişi ve kemik zarların kenarlara çarparak yuvarlanışı sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar sürer.
Dışarıdan bakan bir yabancı, iki tarafında on ikişer sivri üçgen bulunan bu katlanır tahtayı gördüğünde hemen standart bir backgammon maçı izlediğini düşünebilir. Oysa masaya oturup zarları elinize aldığınızda, batıdaki turnuva salonlarından bütünüyle farklı kuralların, bambaşka bir tempo ve adabın geçerli olduğunu fark edersiniz.
Tavla tek başına doğmuş, yalıtılmış bir oyun değildir. Tarihçilerin masa oyunları ailesi olarak adlandırdığı bin yıllık kadim bir geleneğin Akdeniz’deki en güçlü temsilcisidir [1]. Bu ortak miras, Ege’nin karşı kıyısında tavli, Kafkasya ve Rusya’da nardı, İran’da takhteh nard, Orta Doğu’da ise şeş beş adıyla anılır. Farklı coğrafyalardaki tavla kültürü incelendiğinde, her toplumun tahtaya kendi yaşam biçimini, jestlerini ve dilini kattığı açıkça görülür. Adım adım tavlanın tarihi incelendiğinde, kervan yollarının bu tahtayı nasıl ortak bir dile dönüştürdüğü anlaşılır.
Bu ailenin bütün üyeleri aynı fiziksel temeli paylaşır: Dörder çeyrekte 6’şar haneden oluşan toplam 24 kapı, 15 açık ve 15 koyu renkli olmak üzere toplam 30 pul ve 2 zar. Ancak taşların tahtaya dizilişi, vurulan pulların akıbeti ve puanlama yöntemleri coğrafyadan coğrafyaya ayrılır.
Farklı tavla türleri arasındaki ayrımları kavramak için öncelikle sokakta oynanan oyun ile turnuva salonları arasındaki makası ve katlama küpünün neden bu topraklara hiç uğramadığını anlamak gerekir.
Katlama küpü geleneksel tavlada neden yoktur?
Batı dünyasında oynanan modern turnuva tavlasını geleneksel Akdeniz oyunlarından ayıran en belirgin nesne, üzerinde 2, 4, 8, 16, 32 ve 64 sayıları yazılı olan katlama küpüdür.
Modern turnuva oyuncuları için bu küp oyunun zihinsel merkezidir. Yarışı basit bir zar atma mücadelesinden çıkarıp matematiksel risk yönetimi ve olasılık pazarlığına dönüştürür. Ancak katlama küpünü kimin icat ettiğini incelediğimiz yazımızda gösterdiğimiz gibi, bu altı yüzlü küp 1920’li yıllarda, yaklaşık 1926 senesinde New York City’deki özel kulüplerde ortaya çıkmıştır [2]. Amacı ise 20. yüzyıl başlarında kulüplerdeki bahisli maçları hızlandırmak ve tek taraflı giden oyunları erkenden sonuca bağlamaktı.
Türkiye’de, Yunanistan’da, İran’da veya Orta Doğu’da kahvehanelerde tavla oynayan ustalar bu küpü masaya hiç sokmamıştır. Geleneksel anlayışta tavla, kâğıt üzerinde hesaplanan yüzdelerle erkenden teslim olunacak bir oyun değildir. Bir el, son pul toplanana kadar devam eder. Geriye düşen oyuncu pes etmez; son ana kadar kapı tutmaya çalışır, rakibin tek pulunu yakalamak veya peş peşe gelecek çift zarlarla oyunu çevirmek için direnir.

Erkek tavlasının hızı ve masadaki yazısız kurallar
Türkiye’de en yaygın oynanan biçim olan erkek tavlası, başlangıç dizilimi olarak batıdaki standart düzeni korur: Her oyuncunun 15 pulu vardır ve bunlar dört ayrı kapıya dağıtılır; 2 pul 24 numaralı kapıda, 5 pul 13 numaralı kapıda, 3 pul 8 numaralı kapıda ve 5 pul 6 numaralı kapıda yer alır [1].
Hareket tarzı genel tavla kuralları çerçevesinde yürütülür: Taraflar zıt yönlerde ilerler, tek başına kalan açık pullar vurularak kırılır ve kırılan pul rakibin evinden oyuna girmeden başka hamle yapılamaz.
Buna karşılık erkek tavlasını benzersiz kılan unsurlar puanlama ve oyun adabında toplanır [3]:
- Küpsüz puanlama: Normal bir galibiyet 1 sayı kazandırır. Rakip tek bir pul bile toplayamadan oyunu bitirirseniz bu durum mars sayılır ve hanenize 2 sayı yazılır.
- Backgammon farkı yoktur: Batı turnuvalarında rakibin toplama alanında veya barda pulu kaldığında verilen üç sayılık galibiyet (backgammon) erkek tavlasında geçerli değildir. Rakibinizin durumu ne olursa olsun, en yüksek galibiyet 2 sayılık marstır.
- Tek el kuralı ve oyun temposu: Kahvehanede tavla baş döndürücü bir süratle oynanır. Pullar sadece tek elle tutulup sürülür; iki eli birden tahtaya sokmak ayıplanır. Zarlar tahtanın sağ tarafındaki ahşap zemine temiz biçimde yuvarlanmalıdır. Zar kırık kalırsa veya pulun üstünde durursa iki zar birden baştan atılır.
- Zar tekerlemeleri: Zarlar atıldığında sayılar nadiren Türkçe söylenir. Yüzyıllardır süregelen Osmanlı-Farsça dil mirası seslendirilir: 3-1 için yek-ü se, 2-1 için dü-yek, 4-3 için cehar-ü se ve sevinçle karşılanan 6-5 için şeş-beş. Bu tekerlemeler yalnızca zarları bildirmekle kalmaz; masadaki dostluk ortamını, rekabetin neşesini ve kahvehane sohbetinin zenginliğini pekiştirir. Ustalar her zar kombinasyonuna kendine has nükteler ekleyerek oyunu adeta sözlü bir tiyatroya çevirir.
Kahvehanede erkek tavlası oynarken hamle üzerinde uzun uzun düşünmek hoş karşılanmaz. Oyuncu, zarlar yere düştüğü anda tahtadaki bütün açık kapıları, kaçış yollarını ve vurma ihtimallerini saniyeler içinde hesaplayıp pulunu kararlı bir vuruşla yerine oturtmalıdır. Akıcı oynamak, rakibe saygının ve oyuna hâkimiyetin en temel göstergesi kabul edilir.
Şeş Beş adının kökeni ve kültürel bağlar
Orta Doğu’da Lübnan, Suriye, Filistin, Ürdün, Mısır ve İsrail genelinde tavlaya doğrudan şeş beş denmesinin nedeni de bu dilsel kaynaşmadır [1]. Şeş, Farsçada 6 demektir; beş ise Türkçedeki 5 sayısıdır.
Yüzyıllar boyunca Osmanlı idaresi altındaki liman şehirlerinde ve kervansaraylarda Türk, Arap, Fars ve Levanten tüccarlar aynı tahtanın başında oturmuş, zarları ortak bir dille çağırmıştır. 6 ve 5 gibi büyük adımlar sağlayan hayırlı bir zar kombinasyonu zamanla oyunun kendi adına dönüşmüştür.
Tavlaya ilişkin bu derin saygı İran’da da sürdürülür. 6. yüzyıla ait Pehlevice yazılmış Wizārishn ī Chatrang ud Nihišn ī Nēw-Ardaxšīr metnine göre, Sasani veziri Büzürgmihr tavlayı evrenin düzenini yansıtan felsefi bir simge olarak kurgulamıştır [3]:
- Tahta yeryüzünü temsil eder.
- 24 kapı günün 24 saatini simgeler.
- Her iki yandaki 12 kapı yılın 12 ayına ve 12 burca karşılık gelir.
- 30 pul ayın 30 gününü ifade eder (15 açık gün, 15 karanlık gece).
- 2 zar ise feleğin dönüşünü ve kader ile insan iradesinin karşılaşmasını anlatır.
İran’da takhteh nard oynanırken de katlama küpü aranmaz; zarların getirdiği kader çizgisi tahta üzerindeki akıl dolu hamlelerle dengelenmeye çalışılır.

Yunan tavlisi: Üç oyunlu maraton
Ege’nin karşı kıyısına geçtiğinizde tavla bambaşka bir kimliğe bürünür. Yunanistan ve Kıbrıs’ta tavli tek bir oyun değildir [1]. Bir tavli maçı genellikle 3, 5 veya 7 sayıya kadar oynanır ve art arda üç farklı oyunun sırayla oynanması esasına dayanır: Portes, Plakoto ve Fevga. Her oyun 1 sayı, mars ise 2 sayı getirir.
Bu üçleme oyuncuyu tek bir plana bağlı kalmaktan kurtarır:
1. Portes (Πόρτες)
Portes kelime anlamıyla “kapılar” demektir. Erkek tavlasıyla neredeyse aynıdır. Klasik 15 pulluk dizilimle başlar, açık taşlar kırılır ve katlama küpü olmadan oynanır.
2. Plakoto (Πλακωτό)
Plakoto, Türk oyuncuların hapis veya gülbahar olarak bildiği mantıkla akrabadır [3]. Bütün 15 pul rakibin 24 numaralı kapısında tek kule halinde dizilir.
En can alıcı kural şudur: Taş kırma yoktur. Açıkta duran bir pulun üzerine geldiğinizde o taşı tahtadan çıkarmazsınız; pulun üzerine konup onu hapsedersiniz (plakoto). Altta kalan pul, üzerindeki rakip pul kalkana kadar hiçbir yere kıpırdayamaz. Üstelik o kapı artık hapseden oyuncuya ait sayılır; oyuncu buraya dilediği kadar kendi pulunu yığabilir.
Plakoto’da bir de ani ölüm kuralı bulunur: Başlangıç kulesinin en altındaki ilk pul olan ana pul (mother checker), oyuncu onu 24 numaralı kapıdan uzaklaştıramadan rakip tarafından hapsedilirse oyun anında 2 sayılık mağlubiyetle biter. Bu nedenle ilk turlarda ana pulu güvenli bir kapıya aktarmak hayati önem taşır.
3. Fevga (Φεύγα)
Fevga ise kaçış anlamına gelir ve Osmanlı dönemi oyunu Mültezim ile aynı temele dayanır [3]. Bütün 15 pul 24 numaralı kapıda başlar, ancak iki oyuncu da saat yönünün tersine aynı istikamette koşar.
Fevga’da ne kırma ne de hapis vardır. Tek bir pul bile bir kapıya yerleştiğinde orası bütünüyle kapanır; rakip o haneye basamaz.
Oyuncuların oyunu tamamen kilitlemesini engellemek için kati bir kural konulmuştur: Rakip oyuncu henüz kendi pullarından en az 1 tanesini barikatın ilerisine geçirememişse, peş peşe 6 kapılık kesintisiz bir duvar (prime) örmek yasaktır [3]. Tavlada kapı alma ve blok kurma üzerine hazırladığımız rehberde açıkladığımız üzere, bu duvarların zamanlaması oyunun kaderini çizer.
Rus nardısı: Uzun nardının sabır savaşı
Rusya ve Kafkasya’da nardı denildiğinde akla ilk gelen oyun uzun nardı (dlinnye nardy) olur [3].
Uzun nardı klasik erkek tavlasından tamamen farklı prensiplerle işler:
- Kafa kuralı: Bütün 15 pul tahtanın köşesindeki tek bir hanede (kafa, 24. kapı) üst üste yığılı olarak başlar.
- Aynı yönde akış: İki taraf da aynı yönde ilerler, kırma hamlesi bulunmaz. Tek pul kapıyı tutar.
- Kafadan tek pul kuralı: Bir oyuncu her zar atışında kafadan sadece 1 pul indirebilir. Bu kural kulenin hemen boşaltılmasını engeller. Yalnızca oyunun ilk hamlesinde 6-6, 4-4 veya 3-3 çiftleri gelirse oyuncunun 2 pul indirmesine izin verilir; aksi takdirde sonraki hamlelerde taş oynanamaz hale gelirdi [3].
- Blok kısıtlaması: Tıpkı Fevga’da olduğu gibi, rakibin önünde en az 1 pul geçiş yapmamışsa 6’lı kapı seti kurup yolu tümüyle tıkamak yasaktır.
Uzun nardı tam bir sabır sınavıdır. Tek bir pul dahi geçit vermediği için oyuncular stratejik kapıları tutarak rakibin yüksek zarlarını boşa çıkarmaya çalışır.
İmparator Zenon’un bahtsız zarı: Yazılı tarihin en eski oyunu
Geleneksel tavla kurallarının ne denli eskiye dayandığı, Bizans İmparatoru Zenon’un MS 480 yılındaki bir oyununu kaydeden şair Agathias’ın dizeleriyle belgelenmiştir [4].
Zenon, 24 kapılı bir tahtada 3 zarla oynanan Tabula oyununda oldukça korunaklı bir durumdaydı. Ancak zarlar 2, 5 ve 6 geldiğinde, kurallar her üç sayıyı da oynama zorunluluğu getirdiği için imparator sağlam kapılarını bozmak zorunda kaldı. Tahta üzerinde yedi ayrı açık pul bıraktı ve rakibi bu açıkları anında değerlendirerek imparatoru mağlup etti.
MS 480 yılından kalan bu tarihi kayıt, zorunlu hamlelerin yarattığı çaresizliğin ve açık vermenin doğurduğu tehlikelerin kadim çağlardan bu yana hiç değişmediğini gösterir.
Hangi tavla biçimi kime uygundur?
Farklı masa gelenekleri oyuncunun zihninde bambaşka yetenekleri sınar:
| Oyun Biçimi | Coğrafya | Küp Var mı? | Kırma Yöntemi | Başlangıç Dizilimi |
|---|---|---|---|---|
| Turnuva Tavlası (Backgammon) | Uluslararası / ABD | Evet (1920’lerden beri) | Açık pullar bara kırılır | 15 pul 4 kapıya dağıtılır |
| Erkek Tavlası | Türkiye | Hayır | Bara kırılır; üçlü sayı yoktur | 15 pul 4 kapıya dağıtılır |
| Portes | Yunanistan | Hayır | Bara kırılır; üçlemenin parçası | 15 pul 4 kapıya dağıtılır |
| Plakoto | Yunanistan | Hayır | Pul hapsedilir; ana pul kaybı | 15 pul 24. kapıda tek kule |
| Fevga | Yunanistan | Hayır | Kırma yok; tek pul kapıyı kapatır | 15 pul 24. kapıda; tek yönlü akış |
| Uzun Nardı | Rusya ve Kafkasya | Hayır | Kırma yok; kafadan tek pul kuralı | 15 pul kafada (24. kapı) |
| Şeş Beş | Orta Doğu | Hayır | Geleneksel kahve oyunu | 15 pul 4 kapıya dağıtılır |
Hızlı karar alma, refleks ve kahvehane sohbeti arayanlar için erkek tavlası benzersizdir. Masadaki canlı ritim, oyuncunun zihnini her an uyanık tutar.
Rakibi adım adım köşeye sıkıştırmak ve kırmadan üstünlük kurmak isteyenler için Plakoto ve uzun nardı sabır dolu birer satranç gibidir.
Her tür hamleyi peş peşe sınamak isteyenler içinse Yunan tavlisinin üçlü döngüsü ideal bir meydan okumadır. Her oyunda farklı bir ustalık sergilenir.
Geleneksel oyunlara alışmak için pratik öneriler
Erkek tavlasına alışmış oyuncuların diğer Akdeniz ve Kafkas oyunlarına geçerken göz önünde bulundurması gereken temel noktalar şunlardır:
- Katlama küpü baskısını unutun: Küpsüz oyunda matematiksel çekilme noktası aranmaz. Yarışta geri kalsanız dahi son pul toplanana kadar oyunun içinde kalabilir, rakibin açığını kollayabilirsiniz.
- Plakoto’da ana pulunuzu koruyun: 24. kapıdaki ana pulunuz hapsedilirse oyun anında biter. Bu nedenle ilk zarlarda aceleyle rakip sahaya dağılmak yerine ana pulunuzu erkenden öne çıkarmaya bakın.
- Fevga ve uzun nardıda tek pulla alan daraltın: Kırma olmadığı için tek bir pulunuz bile rakibe geçit vermez. Rakibin 6 veya 5 gibi büyük zarlarını boşa çıkaracak kapıları erkenden tutmak rakibin dengesini bozar.
- Zar tekerlemelerini yaşatın: Masada zarları Farsça ve Türkçe sayılarıyla anons etmek, bu oyunun yalnızca bir hesap değil, asırlardır yaşayan bir muhabbet aracı olduğunu hatırlatır.
Bir dahaki sefere online tavla oyna seçeneğiyle tahta başına geçtiğinizde, parmaklarınızın ucundaki bu kadim geçmişi anımsamak her zara ayrı bir tat katacaktır. Önünüzdeki tahta sıradan bir ekran değil; Roma imparatorlarını, Osmanlı dervişlerini, Kafkas dağlılarını ve günümüz oyuncularını aynı tutkuyla birleştiren beş bin yıllık bir kültür köprüsüdür.
Kaynaklar
- Encyclopædia Britannica. “Backgammon: Board Game.”
- Jacoby, O., & Crawford, J. R. (1970). The Backgammon Book. Viking Press, New York.
- Murray, H. J. R. (1952). A History of Board-Games Other than Chess. Oxford: Clarendon Press.
- Agathias. (c. 530–582 CE). Anthologia Graeca, Book IX, Epigram 482 (Recording Emperor Zeno's Game of Tabula, 480 CE).
- Boardgammon. “Backgammon Variants: Games in the Tables Family.”
- Boardgammon. “Tavla: Turkish Backgammon Rules and Culture.”
- Boardgammon. “Plakoto: The Greek Pinning Variant.”
- Boardgammon. “Fevga: Greek Running and Blocking Game.”
- Boardgammon. “Long Nardy: Russian Dlinnye Nardy Rules.”
- Boardgammon. “The History of Backgammon: From Nard to the Modern Board.”
- Boardgammon. “Play Backgammon Online Free.”
Bir hata ya da kulağa tuhaf gelen bir ifade mi gördünüz? Bize yazın


